Tag Archives: yumurta

Degersizlik duygusu mu hissediyorsunuz?

Degersizlik duygusu mu hissediyorsunuz?

Şöyle bir etrafınıza bakın.

Eğer tek yumurta ikiziniz yoksa size benzeyen hiç kimseye göremeyeceksiniz. Sadece dış görünüşünüz ile değil düşünceleriniz, zevkleriniz ve alışkanlıklarınızla da benzersiniz.

 

Siz özelsiniz!

Ama sizi esas özel kılan başka bir şey vardır.

O da Tanrı’nın benzeyişinde yaratılmış olmanızdır. Bu gerçeği düşünüyor musunuz? Düşünmelisiniz. O zaman bu dünyadaki yaşantınızın, var oluşunuzun bir amacı olacak, özel biri olduğunuzun farkına varacaksınız.

 

Tanrı’nın Sözü olan Kutsal Kitap’ta şöyle diyor: „Ama Rab, ‘Kadın emzikteki çocuğunu unutabilir mi?’ diyor … ‘Ben seni asla unutmam, Bak, adını avuçlarıma kazdım…’ “ Yeşaya 49:15-16. Tanrı’nın benzeyişinde yaratılmış olmakla beraber bizi özel kılan bir başka gerçek de Tanrı’nın bizi seviyor olmasıdır. Yine Kutsal Kitap şöyle diyor: „Tanrı’yı biz sevmiş değildik, ama O bizi sevdi ve Oğlu’nu günahlarımızı bağışlatan kurban olarak dünyaya gönderdi. İşte sevgi budur.“ 1.Yuhanna 4:10.

 

Tanrı’nın sizi sevmesi ne demek?

Üstelik sevgisini sadece sözle değil eylemle de gösterimiştir. Siz işte bu yüzden özelsiniz. Bu konuda daha fazla bilgi almak için „Her Şeye Rağmen Sevgi“ kitapçığımıza ücretsiz sahip olun. Benden bunu hemen isteyin!

 

 

Kutsal Kitap Tevrat Zebur ve Incil video clipleri seyret: www.BaskaKitap.org

Incil isteyebilirsin: www.TevratZeburIncil.org

BEYAZ HANIM

BEYAZ HANIM

Beyaz hanım

 

Beyaz hanım


Büyük bir çiftlikte Orhan isminde bir erkek çocuk yaşardı. Orhan hayvanları çok severdi. Bir gün annesi ona harika bir hediye verdi. Annesinin ona verdiği hediye beyaz bir tavuktu. Orhan’ın ne kadar mutlu olduğunu düşünebiliyor musunuz? Çocuk her sabah ve her akşam kümese gidip tavuğuna yem veriyor, ona olan sevgisi günden güne artıyordu. Tavuğun tüyleri bembeyaz olduğu için Orhan ona „Beyaz hanım“ adını vermişti. „Beyaz hanım bizim buralarda en güzel tavuktur“ diyerek onunla övünüyordu.

Bir gün Orhan yine tavuğuna yem vermek için kümese gittiğinde tavuk orada yoktu. Çocuk Beyaz hanım’ı uzun bir süre aradı ve sonunda onu buldu. Beyaz tavuk kendisine bir yuva hazırlamıştı. Yuvasına her gün bir yumurta bırakıyordu. Yuva yumurtalarla dolunca Beyaz hanım onların üzerine bir gün değil, tam üç hafta boyu kuluçkaya yatıyordu. Yuvasından sadece karnını doyurmak için çıkıyordu.

Üç hafta sonra harika bir şey oldu. Bir sabah Orhan kümese yaklaştığında, Beyaz hanım’ın samanlığın arkasından gıdakladığını duydu. Beyaz hanım yalnız değildi. Peşi sıra birkaç tane küçük sarı civciv geliyordu. Onlar, bacakları olan sarı küçük ve yumuşak bir top gibi gözüküyorlardı. Beyaz hanım civcivlerini gezdiriyor, kayırıyor, koruyor ve onlarla gurur duyuyordu. Küçük civcivler ise anne tavuğu izliyor ve onun sözünü dinliyorlardı. Yağmur yağınca ya da karanlık basınca anneleri çağırır çağırmaz hemen ona doğru koşarlardı. Beyaz hanım da üzerlerine kanat gererek onları yağmur ve soğuktan koruyordu.

Bir gün çok kötü bir şey oldu. Çiftliğe yakın bir yerde bir yangın çıkmıştı. Rüzgâr esiyor ve alevler hızla yayılıp eve ve ahıra yaklaşıyordu. Herkes bu yangını söndürmek için elinden geleni yapıyordu. Orhan de oradaydı. Akşam olunca öylesine yorulmuştu ki, Beyaz hanım’a yem vermeyi bile unutmuştu. Ertesi sabah Orhan tavuğunu aramaya başladı, ama ne yazık ki, onu hiçbir yerde bulamadı.

Az sonra yerde küçük kara bir yığın gördü. Merakla, yerdeki bu şeyin ne olduğunu anlamak için ayağıyla ona dokundu. Birden ürperdi. Bu kara yığın Beyaz hanım olabilir miydi? Şaşkınlık içinde olup bitenleri düşünürken ahırdan civcivlerin neşeli seslerini duydu. Evet, civcivlerin hepsi oradaydı, yaşıyordu, onlara hiçbir şey olmamıştı.

Acaba Orhan yokken orada neler olmuştu?

Bir gün önce, beyaz tavuk civcivleriyle birlikteyken, birden ateşin üzerlerine doğru geldiğini görmüştü. Aslında beyaz tavuk ateşten kaçarak canını kurtarabilirdi, ama civcivlerin bacakları o kadar küçüktü ki, onların kaçmaları olanak dışıydı. Beyaz hanım bunu anlayınca ölümünü göze alarak civcivlerini çağırdı ve kanatlarını onların üstüne gerdi. Bunu civcivlerine olan sevgisinden dolayı yapmıştı. Ateş onların bulunduğu yere varınca Beyaz hanım yanmış, ama civcivleri kurtulmuştu. Tavuğun civcivlerine olan sevgisi bu kadar büyüktü.

Orhan bu olayı annesine anlattı. Annesi onu dikkatle dinledikten sonra ona dönerek, „Orhan, biliyor musun?“ dedi. „Seni de birisi çok sevdi ve yok olmayasın diye senin için öldü, aynı beyaz tavuğun civcivleri için öldüğü gibi.

Biz insanlar günahlıyız, eksiklerimiz var, kötülüklerimiz var, bazen sevgisiziz, saygısızız. Bazen şeytanı dinleyip ona uyduğumuz olur. Bu günahlarımız yüzünden Tanrı’dan ayrıyız, cezalıyız. Biz yok olmayalım diye İsa Mesih hayatını bizim için feda etti. O, bizim yerimize korkunç acılar çekip öldü. Görüyorsun Orhan, biz günahlarımızdan dolayı kaybolup yok olmayalım diye İsa senin ve benim için çarmıhta öldü. Eğer İsa’nın bu sevgisine inanırsan, Tanrı seni kabul eder ve günahlarından dolayı ceza çekmek zorunda kalmazsın. İsa senin kurtarıcın olur, beyaz tavuk civcivlerin kurtarıcısı olduğu gibi.

Şöyle diyebilirsin: „Sevgili İsa Mesih, sana teşekkür ediyorum. Beni sevdin ve benim için öldün. Seni şimdi kurtarıcım olarak kabul ediyorum. Âmin.“

Orhan bunları dinledikten sonra annesine şöyle dedi: „Anneciğim, ben artık tavuğumun yanmasına o kadar üzülmüyorum. Çünkü tavuğum civcivleri için ölmezseydi, belki de Kurtarıcı İsa Mesih’in beni ne kadar çok sevdiğini hiçbir zaman anlamayacaktım. Ama şimdi anladım ve çok mutluyum.“

mektup@tevratzeburincil.org